19 Şubat 2025 Çarşamba
Neylerem
Neylerem
Can ellerinden gelmişem, fani mekanı neylerem
Ol mülke meylim salmışam. Ben bu cihanı neylerem
Dunyaya geldim gitmeye, tim ile hilm yetmeye
Aşk ile an seyretmeye. Ben în u anı neylerem
Devr-i zamandan doymuşam, Kevn ü fesadı koymuşam
Darü'1-amanı duymuşam, bu sicn-i canı neylerem
Hep i'tibarı atmışam, aşıldığa el katmışam
Ben nefsi dosta satmışam, bu düşmenanı neylerem
Aşkın şerabın içmişem, dil gülşenine göçmüşem
Ben varlığımdan geçmişem, nam ü nişanı neylerem
Aşkı, tabibım kılmışam, derdinde derman bulmuşam
Ben lübb-i hikmet bilmişem, Yunaniyani neylerem
Enfas-i aşkı darikem, mal ü menalı tarikem
Genc-i nihane mâlikem, nakd-i revani neylerem
Taht-i tevekkül bulmuşam, mülk-i kanaat bulmuşam
Mahfice sultan olmuşam, cah-i ayanı neylerem
Her ne gelirse yahşidir, o dostun bahsidir
Çün cümle anın işidir, ben bed-gümanı neylerem
Olmuş anınla kalmışam, ayn-i hayata dalmışam
Kendim bilip kam almışam, vehm ü hayalı neylerem
Gerçi zaman-i devran ile, pir etti cismin şan ile
Gönlüm cüvandır can ile, pir ü cüvanı neylerem
Ten beslemekten sapmışam, gönlüm sarayın yapmışam
Hurşidem, anda tapmışam, ben.ahteranı neylerem
Yarı bana bes görmüşem, ağyarı dilden sürmüşem
Ünsiyle tenha durmuşam, ben ins ü canı neylerem
Dilden dile bin terceman,varken ne söyler bu lisan
Çün can ü dildir hem-zeban, nutk ü beyanı neylerem
Hakkı, cemi'i halktan, müstağniyem billahi ben
Hallak-i alem varken, halk-i zamanı neylerem
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Söz Tut
Söz Tut
Gel ey ruh-i revan söz tut
Nefs-i candır inan söz tut
Odur nutku beyan söz tut
Heman söz tut. heman söz tut
Teveccüh kıl, hidayet bul
Tevekkül kıl, himayet bul
Ve teslim ol. inayet bul
Heman söz tut, heman söz tut
Her emr-i Hakk'a hurmet kıl
Ve cümle halka şefkat kıl
Bir iş emr etme hizmet kıl
Heman söz tut, heman söz tut
Kelamında demiş Allah
Hadisinde Habibullah
Muti' ol, söyle Eyvallah
Heman söz tut. heman söz tut
Havatır farkına hoş yet
Vesavis nev'ini nefy et
Pes İlahın sözünce git
Heman söz tut, heman söz tut
O söz kim, Hakk'a layıkdır
Dahi akla muvafıkdır
O nutku tut ki, fayıkdır
Heman söz tut, heman söz tut
Eğer tenha kalırsan hoş
Huzur-i Hak bulursun hoş
Çü halk içre olursun hoş
Heman söz tut, heman söz tut
Ve ger ülfet bulam dersen
Güzel huylu olam dersen
Ve hizmetler kılam dersen
Heman söz tut, heman söz tut
Çü, söz tutmakdır devlet
Saadet-i izzet ü rağbet
Ve rahat-i nimet ü lezzet
Heman söz tut, heman söz tut
Kimin tutsan sözün asan
Sever seni candan asan
Sevil, sev Hak içün ey can
Heman söz tut, heman söz tut
Heman söz dinle, kâm alma
Bu tedbirinle sen kalma
Güzel pendi, yere salma
Heman söz tut. heman söz tut
Sakın bir şey murad etme
Ne olduysa inad etme
Kabul et, aksine gitme
Heman söz tut, heman söz tut
Güzel söz tut, muhabbet bul
Mülayim söyle re'fet bul
Gönüller yap meveddet bul
Heman söz tut, heman söz tut
Ulümi, gönderen sözdür
Kulüba indiren sözdür
Gönüller dönderen sözdür
Heman söz tut, heman söz tut
Derün-i dilde candır söz
Ve canlara revandır söz
Nihan fikr ü ayandır söz
Heman söz tut, heman söz tut
Söz, insanın özüdür bil
Odur mevlud-i can ü dil
Anı redd etme ey mukbil
Heman söz tut. heman söz tut
Kalemdir dil, yazan Hak'dır
Edep,söz tutmak ancakdır
Sözün şanı tutulmakdır
Heman söz tut, heman söz tut
Kamuyu söyleden birdir
Bu dillerden, O muhbirdir
Habir ol kim. bu bir sırdır
Heman söz tut, heman söz tut
Bu söz kim istişarettir
Sana Hakk'ı işarettir
Söz anlarsan, beşarettir
Heman söz tut, heman söz tut
Erzurumlu İbrahim Hakkı
MEVLAM GÖRELİM NEYLER NEYLERSE GÜZEL EYLER
MEVLAM GÖRELİM NEYLER NEYLERSE GÜZEL EYLER
Hak şerleri hayr eyler
Zan etme ki ğayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen Hakka tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Kalbin Âna berk eyle
Tedbîrini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hallâk-ı Rahîm Oldur
Rezzâk-ı Kerîm Oldur
Fa’âl-i Hakîm Oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bil kâdî-i hâcâtı
Kıl Âna münâcâtı
Terk eyle murâdâtı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bir işi murâd etme
Olduysa inâd etme
Haktandır o red etme
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hakkîn olıcak işler
Boşdur gam u teşvişler
Ol hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hep işleri fâikdır
Birbirine lâyıkdır
Neylerse muvâfıkdır
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Dilden gamı dûr eyle
Rabbinle huzûr eyle
Tefvîz-i ümûr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen adli zulüm sanma
Teslim ol oda yanma
Sabr et sakın usanma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hiç kimseye hor bakma
İncitme gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Mü’min işi reng olmaz
Âkıl huyu ceng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hoş sabr-ı cemîlimdir
Takdîr-i kefîlimdir
Allah kim vekîlimdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her dilde Ânın adı
Her canda Ânın yâdı
Her kuladır imdâdı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Nâçâr kalıcak yerde
Nâgâh açar ol perde
Dermân eder ol derde
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her kuluna her ânda
Geh kahr u geh ihsânda
Her ânda O bir şânda
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh mu’tî u geh mânî’
Geh dârr u gehî nâfî’
Geh hâfid u geh râfî’
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh bay ider geh miskin
Geh hurrem ü geh ğamgîn
Geh şûh u gehî sengîn
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler...
Geh ‘abdin ider ârif
Geh eymen u geh hâif
Her kalbi odır sârif
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh kalbini boş eyler
Geh hulkını hoş eyler
Geh ‘ışkına dûş eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Az ye az uyu az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülşenine gel göç
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geçmişle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hâl ile dahî olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her dem Ânı zikr eyle
Zeyrekliği koy şöyle
Hayrân-ı Hak ol söyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut Ânı bul
Koy gafleti hâzır ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her sözde nasîhat var
Her nesnede zînet var
Her işte ganîmet var
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hep remz ü işârettir
Hep ğamz ü beşâretdir
Hep ayn-ı inâyetdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her söyleyeni dinle
Ol söyleteni anla
Hoş eyle kabul canla
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bil elsine-i halkı
Aklâm-ı Hak ey Hakkî
Öğren edeb ü hulkı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Vallâhi güzel etmiş,
Billâhi güzel etmiş,
Tallâhi güzel etmiş,
Allah görelim netmiş,
Netmişse güzel etmiş…
Erzurumlu İbrahim Hakkı
NAZIM
NAZIM
Kandedir cehliyle zulmet nefs-i şüb’anındadır
(Nerede bilgisizlik ve karanlık varsa senin doymuş nefsindedir)
Kandadır ilimle hikmet bil anı canındadır (İlimle hikmet nerede? Bil ki o canındadır)
Zahir ahkâm-ı eflâkin eğer mahkümisen
(Eğer görünüşte feleklerin ahkâmına boyun eğmissen)
Batına Ay, kevn felekler cümle fermanındadır (içten Ay, varlık ve feleklerin hepsi senin emrindedir)
Sureta bu harman âlemde sen bir tanesin
(Gerçi görünüşte sen, bu âlemin harmanında bir tanesin)
Ma’nâ yüzünde ne kim var cümle harmamndadır (Mana âleminde ne varsa hepsi senin harmamndadır)
Siki vur mirat-ı kalbe taşraya bakmağı kov.
(Kalb aynasına cila vur, parlat. Dış âleme bakmayı bırak)
Sen sana bak cümle âlem halkı divanındadır
(Sen kendine bak âlemin bütün halkı senin divanında ‘huzurundadır’)
Vech-i Hakka aynasın sen, sen özünü bir hoş gözet (Hakkın yüzüne sen bir aynasın, kendini iyice gözet)
Men araf sırrındaki maden senin kânındadır
(Nefsini bilen Allah’ını bilir sırrındaki maden senin içindedir)
KEVN VE FESAT (OLUŞMA VE DAĞILMA)
KEVN VE FESAT (OLUŞMA VE DAĞILMA)
Bu kâinat cihan hep tebeddül eyler ümid
(Bu kâinatta, bu cihanda hep ümit değişir)
Semâdan arza dek ve zerrelerle tâhurşid
(Gökten yere ve zerrelerle ta güneşe kadar)
Cihan kevn-ü fesat üzre cümle rağbetle
(Cihen, oluş ve bozuluş içinde hep içten)
Kemâlini talep eyler mürebbiden Cavid
(Dima kemale ermesini Allah’tan ister)
Kemal-ı hayat nebat ve kemali hayvandır
(Hayatın kemali bitki, bitkinin kemali hayvandır)
Kemal-ı hayvan insandır oldur asıl nuvid
(Hayvanın kemale ereni olgunu insandır asıl müjde budur)
Kemal-ı âdâm olur hem visal-ı aşk-ı Cemil
(Kemale eren adam da ilâhı aşka erişir
Ki oldur asıl muradat ve gayet her ümid
(Ki her ümid ve dileğin gayesi odur)
Çü bahr mevc olur andan buhar ve gaym ve matar
(Çünkü denizden dalga ondan da buhar, bulut ve yağmur olur)
Matar ki sel olur aslın bulur karip ve baid
(Yağmur da sel olur ve ergeç aslını bulur)
Çü aşk seyreder eşyayı devreder daim
(Çünkü aşk, daima eşyayı seyreder ve devreder)
Her anda kevn-i fesad oldu başka halk-ı cedid
(Her an dünyaya yeni yaratıklar gelir)
O kim cihanı bu hikmetle seyreder Hakkı
(Hakkı bu cihanı seyreder)
O EHLİ DİLDİR, o vâsi’dil oldu Arş-ı mecid.
O gönül ehlindendir Onun geniş gönlü, yüksek arş oldu.)
Nazar eyle bu devr-i eflâke
(Bu devreden, dönen, feleklere bak)
Daire oldu nokta hâke
(Toprağa nokta daire oldu)
Daire içre âlem-i imkân
(Varlık âlemi, bu daire içindedir)
Âlem içinde behâim ve insan
(Âlem içinde hayvanlar ve insan)
Oldu insan, içinde Arş-ı azam
(însan onun içinde arş-ı a’zam oldu)
Kâbet-ullah yani kalb-i selim
(Allah’ın evi temiz kalp)
Kalb içinde mahabbet-i sübhan
(Allah’ın sevgisi kalbin içindedir)
Ahsen-ül halikın ve alışan
(Yaratıkların en güzeli ve sânı yüksektir)
Anınla vücuda geldi cihan
(Cihan onunla var oldu)
Bahr ile sanki mevc-i bi payan
(Sanki denizle sonsuz dalgadır)
Katreden Âdemi kılar peyda
(Bir damladan Âdemi var eyler)
Anı, bahr-ı ülve eder mahza.
(Onu, yüksek denize salar).
NEFSİNİ BİLEN ALLAH’I BİLİR
NEFSİNİ BİLEN ALLAH’I BİLİR
Kandedir cehliyle zulmet nefs-i şüb’anındadır
(Nerede bilgisizlik ve karanlık varsa senin doymuş nefsindedir)
Kandadır ilimle hikmet bil anı canındadır (ilimle hikmet nerede? Bil ki o canındadır)
Zahir ahkâm-ı eflâkin eğer mahkümisen
(Eğer görünüşte feleklerin ahkâmına boyun eğmişsen)
Batına Ay, kevn felekler cümle fermanındadır (içten Ay, varlık ve feleklerin hepsi senin emrindedir)
Sureta bu harman âlemde sen bir tanesin
(Gerçi görünüşte sen, bu âlemin harmanında bir tanesin)
Ma’nâ yüzünde ne kim var cümle harmanındadır (Mana âleminde ne varsa hepsi senin harmanındadır)
Siki vur mirat-ı kalbe taşraya bakmağı kov.
(Kalb aynasına cila vur, parlat. Dış âleme bakmayı bırak)
Sen sana bak cümle âlem halkı divanındadır
(Sen kendine bak âlemin bütün halkı senin divanında ‘huzurundadır’)
Vech-i Hakka aynasın sen, sen özünü bir hoş gözet (Hakkın yüzüne sen bir aynasın, kendini iyice gözet)
Men araf sırrındaki maden senin kânındadır
(Nefsini bilen Allah’ını bilir sırrındaki maden senin içindedir)
Ey gönül sendedir ol Kaf kanaat (1) sende
Sendedir akıl ve edeb nutk-ü belagat (2)sende
Sendedir aşk ile can hüsün ve Melahat (3) sende
Sendedir baht-ı âlâ (4) necmi saadet(5) sende
Sendedir ilm-i ledûn(6) rumz-ı beşarat (7)sende
Sendedir sırr-ı hüda(
ban emanet (9) sendeSendedir güne-ı nihan (10) ayn-ı keramet (11) sende
Sendedir kân-ı kerem (12) zat- hidayet (13)sende
Sendedir hamr-ı ezelü (14)sekr-ü feragat (15)sende
Yar iken tanı uzun bunca feraset sende
Sendedir nur-ı hüda (16) lûtüf ve inayet (17) sende
Hasılı sendedir ol gayet gayet sende
Sendedir türlü hüner türlü maharet sende
Sendedir zabt ile rabt (18) emre itaat sende
Sendedir hulk-ı cihan (19)cümle imaret(20) sende
Sendedir bahr(21) ile ,bir cümle vilâyet sende
Bu cihan varlığı hoş buldu nihayet sende
Varlığın aşka değiş eyle feragat(22) sende
Sendedir düzah-ı süzan (23) dahi Cennet sende
Sendedir iki cihan mülkü tamamet sende
Gafil olma gözün aç âlem-i kübra (24) sensin
Sıdre ve levh ve kalem arş-ı mualla (25) sensin.
(1) Kaf dağ! büyüklüğündeki kanaat.
(2)Güzel ve açık konuşma.
(3)Güzellik ve çekicilik.
(4)Yüksek şans.
(5)Saadet (mutluluk) yıldızı.
(6)ilâhî sırları bildiren ilim.
(7)Müjdenin işareti.
(8)Allah’ın sırrı.
(9)Emânet yükü.
(10)Gizli hazine.
(11)Keramet gözü.
(12) Cömertlik ma’deni (kaynağı).
(13) Doğru yol göstericiliği.
(14) Ezelî (başlangıcı olmayan) feraga¬tin, fedakârlığın sarhoş edici şarabı.
(15) Anlayış (idrak).
(16) Allah’ın nuru.
(17) Lutûf ve yardım.
(18) Tutukluk ve bağlılık.
(19) Cihanın tabiatı (huyu). .
(20) Bütün bayındırlık.
(21) Deniz.
(22) Vaz geçmek.
(23) Yakan Cehennem.
(24) Büyük âlem.
(25) Yüksek arş.
ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI ŞİİRLERİ
SEYREYLE SEN GÜMBÜRTÜYÜ
(HAYALAT-I MUHALAT)
Bin çay akıp bir olsalar,
Bir kaya başın bulsalar,
Ol kayadan dökülseler;
Seyreyle sen gümbürtüyü!!
İlin pek büyük top sürseler,
Keskin barut doldursalar,
Bir elden ateş vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin davullar alsalar,
Hep bir araya gelseler,
Andan çomağı çalsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin kazanlar alsalar,
Bir dağ başından salsalar,
Hep bile yuvarlasalar.
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin küp satın alınsalar,
Bir kayadan salınsalar,
Birbirine çalmsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin aygır eşek sürseler,
Bir kümbete doldursalar,
Bir perdeden angırsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hanende çok aldırsalar,
Kümbette ses kaldırsalstr,
Hem erganun çaldır salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hamam içi dolsa zenan,
Kaynar sular olsa revan,
Tas ü leğen etse figan;
Fikreyle sen gümbürtüyü!
Çermik saf asm sürseler,
Havuz yüzünde dursalar,
Yüzgeçle ayak vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hakkı; bahar olsa zaman,
Kâd ile berk olsa ayan,
Ol sayhadan dolsa cihan;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
«İNAYETNAME»den
Özün bilmek saadettir,
Gönül yapmak ibadettir,
Tedarik halka âdettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Âlim olmak riyasettir,
Halim olmak kiyasettir,
Selim olmak ferasettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Güzel huy hoş melâhâttir,
Güzel söz hem fesahattir,
Bu söz Hakkı sarahattir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Özün bilmek saadettir,
Gönül yapmak ibadettir,
Tedarik halka âdettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Âlim olmak riyasettir,
Halim olmak kiyasettir,
Selim olmak ferasettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Güzel huy hoş melâhâttir,
Güzel söz hem fesahattir,
Bu söz Hakkı sarahattir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Dünyayı satandır gönül
Fâniyi atandır gönül
Bâkiyi tutandır gönül
Balı yağa katandır gönül
Hoş taze tercandır gönül
Mahbub-u her candır gönül
Efkârı saçandır gönül
Dostuna uçandır gönül
Nazar eyle bu devr-i eflâke
(Bu devreden, dönen, feleklere bak)
Daire oldu nokta hâke
(Toprağa nokta daire oldu)
Daire içre âlem-i imkân
(Varlık âlemi, bu daire içindedir)
Âlem içinde behâim ve insan
(Âlem içinde hayvanlar ve insan)
Oldu insan, içinde Arş-ı azam
(insan onun içinde arş-ı a’zam oldu)
Kâbet-ullah yani kalb-i selim
(Allah’ın evi temiz kalp)
Kalb içinde mahabbet-i sübhan
(Allah’ın sevgisi kalbin içindedir)
Ahsen-ül halikın ve alışan
(Yaratıkların en güzeli ve sânı yüksektir)
Anınla vücuda geldi cihan
(Cihan onunla var oldu)
Bahr ile sanki mevc-i bi payan
(Sanki denizle sonsuz dalgadır)
Katreden Âdemi kılar peyda
(Bir damladan Âdemi var eyler)
Anı, bahr-ı ülve eder mahza,
(Onu, yüksek denize salar).
(1) İsteklisi.
(2) Şekline, yapısına.
(3) Feleklerin gönül ve canına.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

