SEYREYLE SEN GÜMBÜRTÜYÜ
(HAYALAT-I MUHALAT)
Bin çay akıp bir olsalar,
Bir kaya başın bulsalar,
Ol kayadan dökülseler;
Seyreyle sen gümbürtüyü!!
İlin pek büyük top sürseler,
Keskin barut doldursalar,
Bir elden ateş vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin davullar alsalar,
Hep bir araya gelseler,
Andan çomağı çalsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin kazanlar alsalar,
Bir dağ başından salsalar,
Hep bile yuvarlasalar.
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin küp satın alınsalar,
Bir kayadan salınsalar,
Birbirine çalmsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin aygır eşek sürseler,
Bir kümbete doldursalar,
Bir perdeden angırsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hanende çok aldırsalar,
Kümbette ses kaldırsalstr,
Hem erganun çaldır salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hamam içi dolsa zenan,
Kaynar sular olsa revan,
Tas ü leğen etse figan;
Fikreyle sen gümbürtüyü!
Çermik saf asm sürseler,
Havuz yüzünde dursalar,
Yüzgeçle ayak vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hakkı; bahar olsa zaman,
Kâd ile berk olsa ayan,
Ol sayhadan dolsa cihan;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
«İNAYETNAME»den
Özün bilmek saadettir,
Gönül yapmak ibadettir,
Tedarik halka âdettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Âlim olmak riyasettir,
Halim olmak kiyasettir,
Selim olmak ferasettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Güzel huy hoş melâhâttir,
Güzel söz hem fesahattir,
Bu söz Hakkı sarahattir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Özün bilmek saadettir,
Gönül yapmak ibadettir,
Tedarik halka âdettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Âlim olmak riyasettir,
Halim olmak kiyasettir,
Selim olmak ferasettir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Güzel huy hoş melâhâttir,
Güzel söz hem fesahattir,
Bu söz Hakkı sarahattir;
Asıl Hak’dan inayettir.
Dünyayı satandır gönül
Fâniyi atandır gönül
Bâkiyi tutandır gönül
Balı yağa katandır gönül
Hoş taze tercandır gönül
Mahbub-u her candır gönül
Efkârı saçandır gönül
Dostuna uçandır gönül
Nazar eyle bu devr-i eflâke
(Bu devreden, dönen, feleklere bak)
Daire oldu nokta hâke
(Toprağa nokta daire oldu)
Daire içre âlem-i imkân
(Varlık âlemi, bu daire içindedir)
Âlem içinde behâim ve insan
(Âlem içinde hayvanlar ve insan)
Oldu insan, içinde Arş-ı azam
(insan onun içinde arş-ı a’zam oldu)
Kâbet-ullah yani kalb-i selim
(Allah’ın evi temiz kalp)
Kalb içinde mahabbet-i sübhan
(Allah’ın sevgisi kalbin içindedir)
Ahsen-ül halikın ve alışan
(Yaratıkların en güzeli ve sânı yüksektir)
Anınla vücuda geldi cihan
(Cihan onunla var oldu)
Bahr ile sanki mevc-i bi payan
(Sanki denizle sonsuz dalgadır)
Katreden Âdemi kılar peyda
(Bir damladan Âdemi var eyler)
Anı, bahr-ı ülve eder mahza,
(Onu, yüksek denize salar).
(1) İsteklisi.
(2) Şekline, yapısına.
(3) Feleklerin gönül ve canına.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder